5.06.2013

Janya..


               



          tanrı ve zaman yanlış hatmedilegelmiş
          kilise çanları sağır...
          minareler kısa
          dekolte doktrinler giyinmiş evdal... geç kalmış, geç yağmış yağmur sularıyla dolmuş sarnıçlar, yırtıcı bir neşter darbesiyle bulanmış... nükleer aşklardan örülü kuleler, rokoko kristallerle donatılmış doruklarda parça parça olmuş... kimsesiz düşlere darılmış, sıçrayıp gelmişim janya, acılarıma vokalistlik yap hadi...

           (dağ keçisi kavmine uyku haramdır)


           antik, mitolojik ve çatlamış bir heykel gibiyim, rutubet sızıyor bedenimden... kamikaze uçuşlar düzenliyor martılar kalbimin semasında... bir kez olsun dinmiyor, filizlenmiyor, ufaldıkça ufalıyorlar buğdaysı hasretler acılar değirmeninde... öldüğümde bir harf eksiliyor alfabelerden... weeeey waweylê janya yüreğim ağzımdan fırlayacakmış gibi kahırdan!...


          ne çok kula renkli akşamüstü gelip geçti, sarı saçlı bir kıvılcım bile tenezzül edip inmedi hayaller gemisinden bir deri bir kemik kalmış duygularımın kıyısına... kül rengi elbisesinin içinden sahte bir peygamber yalandan da olsa elini uzatmadı bana, davet etmedi beni cemaatine... yoldan çıkmış melekler bile kucak açmadı... yılanlar dâhi aforoz ederdi sürülerinden... kulsuz bir tanrı kadar yalnız ve bir başıma kalırdım... şeyhi ve müridi olduğum tarikatlar çarmıhlarda beni var ederlerdi tekrar tekrar, veronikanın kanlı mendiline sürerdim gözlerimi hep... paslı bir hıçkırıkla kurtlar gibi uluyup durdum epey zaman, deliliğin ustası kaldım...

          bu vahşi et parçası bir sarsımlık ruh istiyor şimdi senden, hançer çılgınlığında bir bakış, ağzına kadar mezarın yerlisi ben...
                                     sığamıyorun janya
                                     sığamıyorum evi yıkılasıca                                                
                                     mezarlara sığamıyorum artık anla! ! ! 

          alnına yazılan kader değil, ömrümün serencamının sonatıdır... sesim acıyor, şöyle içli ve yanık bir ses tonuyla adını ağzıma alıp ferahlatamadım yüreğimi... bembeyaz bulutlardan oluk oluk şiirler sağıyorum uçuşan kuşları için gözlerinin... keşke janya o ihtişamlı inancını taşıyabilseydim ben de... keşke kuzum senin dışında başka hiç bir şeyle bozmasaydım aklımın tadını... gamsız kedersiz seni omuzuma alıp çarşı pazar dolaştırsaydım... nergiz ve nesrinlerle dolu cumbalarda dilimi ağzını hapsetseydim...

         ama tanrı ve vakit yanlış hatmedilegelmiş
         ben imdat çığlığı çağının bir unsuru,
         savaşlarda mızrakların hedefi
         başı gülle, gözü misket bombası, karnı delik deşik

       


          buyur janya öldürebilirsin artık kendini! ....




şiir: rênas jiyan (janya, weş. belkî, çapa 2.)

kürdçeden (kurmancî) türkçeye çeviren: pezkûvîyê cûdî

1 yorum:

  1. Elinize sağlık. Anadiline yabancı düşmek ağır şu yaşta...

    YanıtlaSil